Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

Haziran, 2007 için Arşiv

Ah!

Yazan: denememeler Haziran 26, 2007

Ah, sen ne yaptığını bilmiyorsun!
Beni bu kadar kolay kazanabilecekken,
iki güzel kelamı benden esirgeyip
Beni kaybediyorsun.
Yatağına saadet talip,
Reddediyorsun.
Beni yitiriyorsun.
Neyi yitirdiğini bilmiyorsun!
Sen, ne yaptığını bilmiyorsun!

Yazı kategorisi: denememeler | » yorum bırak;

Amerika Birleşik Devletleri

Yazan: denememeler Haziran 26, 2007

dünyaya kazandırdıkları saymakla bitmeyecek devlet.
bu ülkenin vatandaşlarının icatları sayabildiğim kadarı ile şöyledir:
televizyon
telefon
gramafon
cep telefonu
bilgisayar
internet
mouse (bu önemli haa)
ucak
araba (ne sandınız?)
şimdi de aklıma geldiğince komunist ülkeler vatandaşlarının icad ettiklerini sayıyorum:
(hiç gelmedi, geldikçe editlerim)

şimdi bu entry’den sonra arkadaşlar
irak savasi
vietnam savasi

filan yazacaklar, 1. ve 2. dünya savaşını özgür dünya’nın kazanmasında ABD’nin rolunü bilmeden ve 1940′larda avrupa’da SSCB ve Alman işgali altındaki ülkelerde bu ülkenin kurtarıcı melek gibi olduğunu düşünmeden, savaşı ABD icad etmiş, ABD bu iki ülkeye girmeden önce bu ülke vatandaşları el ele tutuşup şarkı söylüyorlarmış gibi.

ABD kapitalist olduğu için emperyalist olduğunu sanacaklar, bütün doğu avrupayı ve orta asyayı yutmuş, afganistana saldırmış SSCB emperyalist değilmiş gibi.

zaten ABD’yi sevmemek de aslında kapitalizmi sevmemek değil mi, insanoğlunun hırslarını kapitalizm sanmak değil mi, kapitalizmin kuralli piyasa ekonomisi olduğunu bilmemek, ABD’nin bunu yaşattığını bilmemek, kuralsıza çin’de 12 yaşındaki çocukları çalıştırmanın kapitalizm olduğunu sanmak değil mi sorun? ah keşke bilseler 12 yaşında çocuklar çalıştırılamaz kuralli piyasa ekonomisi‘nde… ne ABD’de ne hollanda’da.
neyse, dünyada kapitalizm ile yönetilen, onlarca ülke var. bir kısmı da siyasi özgürlük kısmını unutmuş kapitalizmin sadece serbest piyasa kısmını almış çin gibi. ABD, hem siyasi liberalizmi hem de kurallı serbest piyasa’yı uygulayan, toprakları çok büyük, nüfusu çok fazla olan bir ülkedir. dünya’nın şimdiye kadar gördüğü en zengin ve en güçlü ulus’tur. (evet 72 millet vardır orada ama amerikan rüyası altında onlar bir ulus’tur) dünya 100 yıldır kapitalizm ile gelişen bu ülkenin yarın öbürsügün yıkılacağını tahmin ededursun, ABD ekonomisi hala gelişiyor, teknolojisi gelişiyor, kültürü gelişiyor. ABD’nin sisteminde de en büyük eleştiriler yine ABD içinden geliyor, çünkü ABd liberal, gazeteciler kolay kolay susturulamıyor.
dünyada hala daha da bazı insanlar tek radyo kanalından durmadan baba diktatör kim il sıng’a, oğul diktatör kim yong il’e övgü yağdırıldığı kuzey kore‘nin; özgür basının olamadığı, insanların oluk oluk kaçtığı küba’nın, tarihe kendi vatandaşını öldürme rekoru ile geçen SSCB’in sisteminin ABD’nin kendi halkına ve dünya halkına zenginlik getiren sisteminden daha iyi olduğunu savunuyor. (evet, dünya halkına da. düşünsene birader uçak olmasa, telefon olmasa, bilgisayar olmasa ne olurdu? internet olmasa ne olurdu?)
ABD’nin eli kanlıdır. devlet zaten eli kanlı olan bir şeydir. dünyada eli kanlı olmayan tek bir devlet dahi yoktur. (örnek gösterebilene bu akşam 4 bira ısmarlıyorum) Ama ABD kendi vatandaşlarını öldürmez, ve başka ülke vatandaşlarını öldürdüğünde vatandaşlarının kendisini eleştirebilmesine ve hatta öldüren kişiyi iktidardan indirmesine olanak sağlayan bir sistemi vardır. stalin hem kendi halkını hem de başka ülkelerin halkını öldürüyorken ülkesinden bir kişi dahi onu eleştirebilmiş midir?
ABD dünya’nın en çok göç edilmek istenen ülkesidir. ABd vatandaşlarının kaçının kuzey kore’ye ya da küba’ya kaçmak istediğini sanıyorsunuz?
14 eylül 2001′de ABD’li bir hoca’nın dersi vardı. yüzü tabi ki asıktı. ona “ama sizin ülkeniz de bizi sömürüyor” dediğimizde “lan salaklar benim ülkem sizi sömürmüyor, benim ülkem üretiyor. sizin ülkenizin 10 katı tarım arazimizde sadece 15 milyon kişi ile dünya buğdayının yarısını üretiyoruz. dünya tarım üretiminin 3′te birini biz yapıyoruz. bunu sizi sömürerek mi yapıyoruz? dünya sanayi üretiminin 4′te biri bizim ülkemizde, bunu sizi sömürerek mi yapıyoruz? dünya patent üretiminin neredeyse hepsi bizde, arge hep bizde, yazılım devleri bizde. ülkemin ülkenize şimdiye kadar 100 milyar dolar yardımı ve düşük faizli borç verme işlemi oldu, sizin memurlarınızın maaşını biz veriyoruz, bu mu sömürme? dünya GSMH’sinin 4′te birini biz yaratıyoruz, bu mu sömürge” demişti, 2-3 hafta sonra da türkiye’yi terketmişti.
vay efendim 3. dünya ülkeleri fakir. ABD kurulmadan önce hepsinin jakuzisi mi vardı? eskiden de fakirdiler. ABD onların fakirliğinden ne minvalde sorumlu tutulabilir? ABD onların fakir kalmasında en fazla osmanlı imparatorluğu kadar sorumludur.

Her neyse, ne amerikalıyım, ne bana özel mesajlarda iftira atacağınız gibi amerikan uşağı ya da amerikan köpeği. ama ABD bir fikirdir. amerikan anayasası bir fikirdir. ülkem o fikre ne kadar yaklaşırsa o kadar zengin, o kadar müreffeh, o kadar güçlü, o kadar vatandaşına saygılı bir ülke olacaktır.

işte o yüzden Amerika’ya saygım büyük. bok atmadan önce lütfen arkadaşlar biraz düşünsünler. 4. murat bağdat’ı fethettiğinde (biz alınca fetih onlar alınca işgal) kaç kişinin kellesi gitmiş, gidip bir de onu araştırsınlar. lütfen araştırmalarında amerikan malı hiç bir şey (bilgisayar, uydu aracılığı ile internet, windows, word gibi yazılımlar, dünyada bugüne kadar yazılmış makalelerin yarısından çoğu gibi) kullanmasınlar da görelim.

Yazı kategorisi: denememeler | 1 Yorum »

Ayakkabımın altı delindi.

Yazan: denememeler Haziran 26, 2007

Sol elim gibisin. Unutuyorum seni zaman zaman. Bu hafta ben okula gittim, şarap içtim, kıyma kavurdum, üzerine yumurta kırdım yedim. Uyudum, uyandım, film seyrettim, kitap okudum, müzik dinledim, pornolarımı karıştırdım, çağla yedim, seviştim, Eymir’e gittim, arabayla gezdim, bu sabah bir baktım ki ayakkabımın altı delinmiş, seni hatırladım. Sol elim gibisin, unutuyorum zaman zaman varlığını.yokluğunu da unutuyorum, ayakkabılarımın altı delinince hatırlıyorum. Tamir ettirmeyeceğim onu. Allah bana da senin gibi onurlu bir hayatın sonunda vurulup yerde yatarken üzerime örtülmüş gazetelerin altında altı delinmiş bir ayakkabı sahnesi bırakır inşallah geride. Ben yaşıyorum, sen öldün. ben yaşamaktan kaynaklı dünya zevkleriyle hem demim, sen öldün. öldün ama yok olmadın, varsın. Acaba yaşayan, nefes alan, ama var ol-a-mayanların dışında kim sevindi senin ölümüne? Söz, tamir ettirmeyeceğim ayakkabılarımı. Zaman zaman unutsam da yağmur yağdıkça hatırlayacağım.ilk edit: iyi insanlar iyi atlara binip gittiler, bize faşist katırlar, katil develer kaldı. işin yoksa anlat dur bu adamlara özgürlük nedir, insan hayatı neden değerlidir diye, altı delik ayakkabılarınla.

Yazı kategorisi: denememeler | » yorum bırak;

Seçim Vaatleri – 1

Yazan: denememeler Haziran 21, 2007

Malum ülke olarak bir türlü seçim havasına giremedik. Sanırım vatandaşlar da adaylar da hem gündemin bazı başka konularla dolu olmasından “hem de seçsek –seçilsek ne olacak ki? Anayasa Mahkemesi üyesi veya YÖK üyesi seçimi değil ki bu sadece milletvekili seçimi” şeklinde düşünmelerinden olacak, seçimi kişisel gündemlerinin ilk sırasına çıkartamadılar. Lakin yavaş yavaş da vaatler gelmeye, tabiri caizse ulufe seviyeleri açıklanmaya başlandı.

CHP, bilmeyenler ya da bu tantanada unutanlar için hatırlatayım, ülkemizin ilk partisidir. 1946 yılına kadar seçimlere tek parti olarak girmiş, hepsini de kazanmıştır. (hem de 1934’den sonra kadınların da oy kullandığı seçimlerde. Tek parti varken kadınların, çocukların ya da ağaçların oy kullanması neyi değiştirecekse)  1946 yılında ilk çok partili seçimlerde de seçimi kazanmış olmakla birlikte (en çok oyu almış demedim, seçim kazanmış dedim) o tarihten sonra bir daha tek başına iktidar olabileceği şekilde bir seçim kazanamamıştır.

CHP, son seçimlerde kampanyasını “öcü geliyor” ana teması üzerine kurmuş ve yaklaşık yüzde 20 oyla milletvekillerinin yine yaklaşık yüzde 33’ünü alarak bence başarılı bir seçim geçirmişti. Bir önceki seçimlerde barajı aşamadığını da hatırlatmakta fayda var. CHP, elinde olsa varolan durumu korumak isterdi. Seçim barajının olmadığı veya etkisizleştiği bir ortamda meclisin 3’te birine sahip olamayacağının bilincinde. Amma ve lakin her zaman işler CHP’nin istediği gibi gitmiyor, belli aralıklarla seçim yapmak icabediyor. (ve CHP buna sanki yavaş yavaş alışıyor)

İşte bu CHP, hep “öcü geliyor” diyerek oy aldığı için eleştirilmekteydi, ama buna bir son verdi, seçim vaatlerini açıkladı. CHP’nin internet sitesinden indirilebilen renkli ve büyük fontlarla yazılmış “Pusula 07” adında bir vaatler dosyası var. Bu dosyaya buyrun, biraz yakından bakalım: (parantez içerisindekiler benim yorumlarım)

 * Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 4′e, enflasyon yüzde 5′e çekilecek. Büyümede hedef yüzde 6′ın üzeri, işsizlikte ise yüzde 7′nin altı. (cari açığın vaat olduğunu da ilk kez gördüm. Vatandaşın cari açıkla dertlendiğini sanıyorlar galiba gerçekten. Enflasyon hedefi belirlemeleri ile Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saygı duyacaklarını belirtmeleri de tezat oluşturmuyor zaten. ) 

* Ziraat Bankası’nın tarım ve hayvancılık sektörüne finansman sağlayan bir kamu bankası olarak etkin ve özerk bir yapıda görevini sürdürmesi sağlanacak.  (yani diyor ki özelleştirmeyeceğiz, özerkleştirmeyeceğiz ,içeriye adamlarımızı doldurmaya, zararına kredi vermeye, seçim dönemlerinde kredileri ertelemeye devam edeceğiz)  

* Halk Bankası’nın esnaf ve KOBİ’lerin ulusal ihtisas bankası olarak etkin ve özerk bir yapıda görev yapması sağlanacak. (Ziraat yetmezse diye bunu yedekte tutacağız. Oradan kredi alamayan yandaşlarımıza buradan vereceğiz) 

* Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak. Esnaf ve sanatkarlar ile ücretlinin gelir vergisi oranı diğer dilimlerden 5 puan düşük olacak.(hiç açık değil. Sabit oranlı bir vergilendirmeyle de az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınır. Sanırım kastettikleri halen var olan gelir yükseldikçe vergi diliminin artması.) 

* AB uygulamalarına paralel olarak halen yüzde 18 oranında KDV’ye tabi çeşitli sektör ve alanlarda KDV oranları gözden geçirilecek. (güzel demiş de ne demiş aslında? KDV oranlarını AB’ye uyumlu hale getireceğiz.) 

* Kayıtdışı ekonominin GSYH içinde yüzde 50′ye ulaşan payı, 5 yıl içinde önemli ölçüde azaltılacak, orta vadede AB ülkeleri düzeyine çekilecek. (sadece teknik bir yanlışı düzelteyim. 5 yıl zaten orta vadedir. ) 

* Araştırma ve geliştirme çalışmalarına her yıl GSMH’nin yüzde 0.60′ı (2008 yılı için 3.4 milyar YTL) oranında doğrudan nakdi destek sağlanacak. (Oh, bol buldun harca. Bu harcamaların kaynağının ne olacağı hususuna geleceğiz)    

* Her yıl çiftçiye tarım ve hayvancılığa GSMH’nin yüzde 2’si oranında yani bugün uygulanmakta olanın 2 katı düzeyinde tarımsal destek sağlanacak. (Kimin kesesinden? Tarım sektöründe çalışmayanların. Neden? CHP iktidar olsun diye. Oldu. ) 

* Çiftçilerin TEDAŞ, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları ödeyebilecekleri şekilde yeniden yapılandırılacak. (TEDAŞ’ın ve Ziraat Bankası’nın zararlarını kim karşılayacak? )  

* Yüzde 1′den düşük faizli konut kredisi olanakları geliştirilecek, 100 metrekareden küçük tek konutu olanlar Emlak vergisi’nden muaf tutulacak. (Nasıl? Bankalara faiz oranlarını düşürmeyi zorunlu mu tutacaksınız? Faizin üst kısmını devlet mi ödeyecek?)  

* İzmir, Ankara, Adapazarı-Afyon-Antalya, Ankara-Samsun, Bursa-Balıkesir-İzmir bölünmüş yolları süratle tamamlanacak. (Bölünmüş yol lafı dahi AKP’nin icadı. Kimin malını kime satıyorsun diye sorarlar adama) 

* Prim gün sayısı 7 bine düşürülecek. 2008 itibariyle yüzde 30′a çıkan ve emekli aylığından kesilen destek primi tekrar yüzde 10′a indirilecek. (Hah bak bu tam oldu. Prim ödeme gün sayısının düşürülmesi diye bir şey yok. Zaten 7000 idi, yeni sosyal güvenlik yasası ile kademeli olarak 20 yılda 9000’e çıkarılacaktı. Çünkü yıllık sosyal güvenlik açığı 25 katrilyon eki liraya çıktı, giderek de artmakta bu açık. Bir şeyler yapılmalıydı. Bu açığın çıkmasının sebebi de yıllar önce yine bir seçim yatırımı olarak kaldırılan emeklilikte yaş sınırlamasıydı, insanların 40 yaşında “yaşlılık sigortası”ndan faydalanmaya başlamasıydı. Erken emekliliği özendirmemek için konulan destek primini kaldırmak, emekli aylığı haketmek için gerekli olan prim ödeme gün sayısını 7000’de tutacağını açıklamak tam anlamıyla popülist olmuş, memleketin köküne kibrit suyu dökeceğiz demekle aynı kapıya çıkmıştır)  

* ÖSS kalkacak (Hadi buyur. Hiçbir şey demiyorum.) CHP’ye bu yapacakları için kaynağı nereden bulacağı sorulduğunda Türkiye’nin yılda 50 milyar dolar faiz ödediği cevabını vermişler. Faizleri ödemeyecekler mi, moratoryum mu ilan edecekler, yoksa bu yanlış politikalarına rağmen faizin düşeceğini mi sanıyorlar, ya da faiz oranlarından memnun kalmazlarsa Anayasa Mahkemesinin faizleri düşürebileceğini mi sanıyorlar, bilmiyorum. Bildiğim, CHP’nin de bildiği, herkesin bildiği, CHP’nin iktidar olamayacağı, olamayacağını bildiği için de işkembe-i kübradan kolayca salladığı. Gelecek yazıda iktidara gelme ihtimali olduğu için vaatlerinde daha dikkatli olması gereken AKP’yle ve bırakın iktidarı, barajı aşması şüpheli partiler olan MHP, Genç parti ve Demokrat Parti ile devam edeğim.

Yazı kategorisi: denememeler | 2 Yorum »