Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

Haziran, 2006 için Arşiv

Hz. Muhammed karikatürleri hakkında:

Yazan: denememeler Haziran 6, 2006

Sayın Başbakanımız, şu ünlü Hz. Muhammed karikatürleriyle ilgili de bir yorum yapmış taa ne zaman. Kendisi hakkında ekşi’de “dünya üzerinde ne kadar karikatür varsa okuyan, olumlu/olumsuz eleştirisini yapan, bu yüzden gerçek bir karikatürsever olarak bildiğim, tayyipler alemi başrol oyuncusu, kültür insani, kori sosu..” tanımı yapılmış. Malumunuz, kendisinin de karikatürcülerle arası hiç de iyi değildir. Karikatürcülerle arasının iyi olmamasının sebebi ise sanatlarından dolayı değil, kendisini eleştirmelerinden dolayıdır.

Keza, İslam dünyasının verdiği tepkiler de karikatürlere değil, kendisinin eleştirilmesine. Bir Müslüman olarak bu verilen tepkiler dolayısıyla hem üzüldüm, hem utandım hem de korktum. Üzüldüm, çünkü verilen tepkiler karikatürlerde bahsedilen şekildeydi. Büyükelçilik önüne siyah çelenk bırakmaktan ölüm tehdidine uzanan bir yelpazede değişiyordu tepkiler ve mecbur olduğu için Müslümanları okşayanlar dışında kalan kesimler hariç batılıların tepkisi “demek ki bu karikatürlerin doğruluk payı var” ve “ yahu kendi ülkemizdeki basın özgürlüğüne de mi kısıtlama getireceğiz onlar istedi diye” şeklinde özetlenebilir.

Şimdi, çuvaldızı “gavurlara” ve “kafirlere” batıranların sayısı çok fazla olduğu için ben yine şeytanın avukatlığını üstleneceğim ve iğneyi kendimize batıracağım. Selçuk Erdem, ben kendisini takip etmeye başladığım yıllarda Leman’da çizen, sonra Penguen’e geçen (daha doğrusu Penguen’in kurucu kadrosunda olan, hatta ismini koyan, uçmaya çalışan pengueni çizen) başarılı, tanınan bir karikatürist. Kendisinin şöyle bir karikatürünü hatırlıyorum: iki inek turist Hindistan’a gitmişler, Hintliler yerlere kapanmak suretiyle  ineklere tapınıyorlar (ki Hintlilerin böyle namaz kılar gibi tapınışları yoktur.) ve ineklerden biri diğerine “bizi tanrıları zannettiler” diyor. İneklerle yaptığı mizahın ise haddi hesabı yok. Şimdi Hintliler tuttursa “Selçuk Erdem o karikatürleri yayınlayamaz, Türkiye özür dilesin yoksa Selçuk Erdem’i öldürürüz” diye, ne yaparız? Karikatürlere bakar ve tekrar tekrar güleriz. Southpark’ı bilen bilir. (bilmeyenler de Serbest Çizgi’nin Serbest Çizgi olduğu zamanlarda yayınlanan eski bir sayısından öğrenebilirler) Southpark durmadan dinlerle (ve ekonomiyle, politikayla, TV Showlarıyla, yani kısaca her şeyle) dalga geçen bir çizgi – dizidir. Bu dizide İsa (ki Hıristiyanların azımsanamayacak kısmı onu Tanrı’nın oğlu, kalanları da peygamberi kabul ederler) bir Talk – Show sunucusu olarak gösterilmektedir. Hem de üzerinde bembeyaz kıyafetleri ve başında haresiyle. Bir bölümde Şeytan’la boks maçı yapmıştır ve kasabanın pederi dahil herkes Şeytan’a bahis yatırmıştır. Şeytan da ikide bir diziye dahil olur, (ki kendisinin Saddam’la homoseksüel bir ilişkisi vardır) Hatta bir bölümde de Şeytan Tanrı’nın yanına gider. Tanrı da bu dizide alacalı bulacalı rengarenk bir eşek olarak tasvir edilir. Bir başka bölümde yine Tanrı Şam şeytanı kılığında ortalıkta dolaşır. Bir başka bölümde Musa, yine rengarenk bir hortum  gibi resmedilmiştir. Peki bütün bu tasvirler vs. karşısında Amerikan halkının, veya eksantrik olalım, Hıristiyan ve Musevi Aleminin tepkileri ne olmuştur? South Park’ın yapımcılarını öldürmekle tehdit etmişler midir? Bildiğim kadarıyla hayır. Bu tip eylemler olmuş olsa bile bireyseldir. Bizim ülkelerimizde olduğu gibi toplumsal çılgınlık haline dönmemiştir. Hele ki hiçbiri Danimarka malı olmayan marka isimlerinin ortalıkta dolaşığı bir liste vardı ki akıllara zarar. Neymiş? Onları satın almamalıymışız, Hz. Muhammed’le dalga geçen Danimarkalılara yardım etmiş olurmuşuz. Yani bunun gerçekliği Türk markası olan bir kot pantolonu satın alan bir Amerikalının 11 Eylül saldırılarını düzenleyenlere yardım etmesi kadardır efendim.

Amma velakin ben başka bir şeye daha takmış durumdayım (üzerinden biraz zaman geçti, o yüzden yazabiliyorum) Hz.  Muhammed kim? Hz. kim, Muhammed kim? Babamın dayısı bir Vasfi Dayı vardı. Gittim, “Vasfi Bey siz misiniz?” diye sordum kendisine, “Vasfi benim, Bey kasabaya kadar gitti yarın gelir” dedi. Bu baştaki Hz. Nedir bilir misiniz? Bildiğiniz İngilizce’deki “Mr.” Veya Türkçe’deki “Bay” veya Fransızca’daki “Mösyö”. Peki niye herkes söz birliği etmişçesine Hz. Takısı ile kullanıyor? Açın Kuran’ı, “Ya Muhammed” “Ey Resulüm” açın hadis kitaplarını “Ya Muhammed” , “Ey Muhammed” , “Ey Resul”, “Ya Nebi”. Bakın, Bir Tane Hz. Yok. Bu Hz. Nereden mi geliyor? Götümüzün yememesinden geliyor efendim. O dönemdeki gazeteler, televizyonlar vs. Müslümanların tepkilerinden o kadar korktular ki hep bizim Habibullahımıza, Resullullahımıza düpedüz Muhammed’imize Muhammed diyemediler, hep Bizans İmparatoru mektup gönderirmiş gibi Hz. Muhammed dediler. Bu korkuyu bazı Müslümanlar yarattı, Benim sevgi dini diye bildiğim, gönüllü olduğum dinimi hoşgörüsüz, bağırıp çağıran bombacı peşmerge dini haline getirdiler, Muhammed karikatürlerinin de müsebbibi oldular. (Niye Muhammed = Bomba formülü var elin Danimarkalısının kafasında? Benim yüzümden mi? Yiyorsa gidin de beni değil Usame Bin Ladin’i protesto edin.) Muhammed’e Hz. Muhammed demeyince hakaret edildiğini zanneden Müslümanlar var, hatta bunlardan galiba bir milyar tane var, tamam da yahu hiç mi aklı başında Müslüman yok? 

Karikatürler üzerine olan yorumumla da bitireyim bari: hepsini gördüm hiçbiri ne komik ne de güzel. Ne oldu nasıl oldu? Delinin teki iki gökdelen yıktı, başkası kalktı eleştirdiğini zannederek iki üç salak karikatür çizdi, hoşgörüden zerre nebze nasiplenmemiş kıçı açık, kendisini Müslüman zanneden bi milyar manyak dellendi, derdi de geldi taa buralarda beni gerdi işte olan bu.

Yazı kategorisi: denememeler | 9 Yorum »