Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

Süpermarketler ve Süper Bakkallar

Yazan: denememeler Nisan 12, 2006

Tek tek farklı denememelerimde süpermarketler hakkında yapılması öngörülen kısıtlayıcı düzenlemelerden, şehirlerarası otobüs firmalarının yolcu taşıma ücretlerine minimum fiyat uygulaması planlarından, yakın zamanda çıkarılan kredi kartı affından ve meslek odalarının uyguladığı minimum fiyat uygulamaları ve standart düzenlemelerinden bahsedecektim. Lakin bütün bu plan ve uygulamaların tek bir şeyi, serbest piyasayı engellemek amacıyla varolduklarını gözönüne aldım ve yazıyı uzatmak pahasına da olsa hepsini tek seferde ele almaya karar verdim.
Önce bazı kavramları iyi tanımlamak ve bunları iyice anladığımızdan emin olmak lazım.
Haksız Rekabet ne demek, piyasalarda fiyat nasıl belirlenir, devletin veya başka bir otoritenin tavan veya taban fiyat uygulamasının sonuçları nelerdir, bunları üzerinden tekrar bir geçelim, bütün bunların ilgileneceğimiz durumlarla birebir örtüşmesi nasıl olur daha sonra inceleriz.

//* sadece bakkal – süpermarketler hakkında yapılması düşünülen düzenlemeler hakkında yazdıklarım gereğinden uzun olunca yazıyı bölmeye karar verdim. Aşağıda sadece bu konuyu bulacaksınız: *\\

Haksız rekabet, Ticaret Kanunu Md. 56′ya göre, haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. (kaynak başbakanlık mevzuat bilgi sistemi) Md. 57′de on bent halinde başlıca haksız rekabet halleri sayılmıştır: ( kaynak =sugarfree , ekşisözlük)
- kötüleme
- gerçeğe aykırı bilgi verme
- aldatıcı reklamlar
- müstesna kabiliyet zannını uyandırma
- iltibas
- yardımcıları görevlerini kötüye kullanmaya kandırma
- yardımcılardan işletmenin sırlarını ele geçirme
- sırlardan faydalanma ve yayma
- gerçeğe aykırı şehadetname verme
- iş hayatı şartlarına riayet etmeme.

Lakin ülkemiz esnafı, tüccarı ve sanayicisi sanayinin her türlüsünü haksız rekabet gibi görmeye (ve kendisini bundan devletin korumasını istemeye) alışkındır. Örneğin bakkallar süpermarketlerin kendileriyle karşı haksız şekilde rekabet ettiğini iddia ederken yukarıdakilerin hiçbirini kastetmezler. Kastettikleri, daha çok paraları olduğu ve daha çok satış yaptıkları için süpermarketlerin distribitörlerden daha ucuza mal aldıkları, veya bazen distribütörleri es geçip üreticilerden mal aldıkları, bazen de malları kendileri üretip sattıkları için çoğunlukla daha ucuza, daha kaliteli mal sattıklarıdır, ulaşım gibi, taksitli alışveriş gibi bir takım ek avantajlarla müşterileri kendilerine çektikleridir. Bunun haksız rekabetle uzaktan yakından ne ilgisi olduğunu bana bir aklıselim anlatabilir mi?

Yakın zamanlarda ülkemizde zaman zaman gündeme gelen bakkalların süpermarketlere karşı korunması konusuna da aslında tam da bu açıdan bakmalıyız. Bakkallar istiyorlar ki devlet kendilerinden yana çıksın, süpermarketler şehir dışına taşınsın, açık olabilecekleri saatler sınırlandırılsın, Pazar günleri ve bayramlarda kapatılsınlar, indirim yapamasınlar, promosyon yapamasınlar, müşterilerine evlere ulaşım hizmeti veremesinler. Halbuki görmek istemiyorlar ki bu durum tüm ülke vatandaşlarından sadece bakkalların işine gelecek, geriye kalan kaç kişidir, 70 milyon mu, hepsinin zararınadır.

Şimdi, istisnaların kaideyi değiştirmediğinin altını çizelim ve bakkallar ve süpermarketler dışındaki tarafların gözüyle (müşteri, devlet, toptancı, üretici) bir bakalım. Bakkallar size fiş-fatura vermede büyük zorluklar çıkarır örneğin 5 YTL’nin altında bir alışverişiniz için fiş isterseniz en iyi ihtimalle bir “haspünallah” yersiniz. Sigara, alkol gibi alışverişlerinizde fiş isterseniz size fiş değil cevap verirler: “tekel geçmez”. Tekel nerede geçmez? Vergi iadesinde geçmez. Ama sen bal gibi onun vergisini ödersin. Sizin fişi düşmanlık için aldığınızı zanneder bakkallar. Süpermarketler bunu yap-a-mazlar. 1 kuruşluk alışverişiniz dahi kayıt altındadır. (yani vergisini öder) Bakkal’ın sadece sahibi (veya görünürdeki sahibi) kayıtlı çalışandır. Kayıtlı çalışan dediysem, primini ödemez, prim affı bekler ama hadi olsun yine de kayıtlı bir çalışandır. Eşini, küçük yaştaki oğlunu, yeğenini çalıştırır dükkanında bakkal (ve bu yasa dışıdır) evlere sipariş dağıtmaya gönderir. Kimi zaman da işçi çalıştırır yanında ve hep kayıtdışıdır, yasadışıdır. Süpermarketler bunu da yap-a-mazlar. Bütün çalışanlarının vergisini de öder paşa paşa, sigorta primini de. Bir bakkalla aranız iyi değilse son kullanma tarihi geçtiği halde satın aldığınız veya aldıktan sonra keşke almasaydım dediğiniz bir ürünü yasal hakkınız olduğu halde asla iade edemezsiniz. Süpermarketler iade alırlar, almak zorundadırlar.

Peki, nasıl oluyor da kayıt içinde olan, SSK primi ve vergisini ödeyen süpermarketlerin karşısında bakkallar kötü durumda kalıyorlar? Çok basit: işlem hacimleri çok büyük ve her zaman çok ucuz fiyata mal satmıyorlar. Profesyoneller ve mal satmayı biliyorlar. Bir bakkala pirinç almaya girip pirinç alır çıkarsınız. Bir süpermarkete girip alacağınız pirincin 5 katı pirinci alırsınız (çünkü hem fiyat avantajı vardır hem de ulaşımınızı sağlar marketin servisi evinize kadar). Pirinç almaya girer, DVD player ve terlik de alırsınız. (anında ihtiyaç yaratırlar) Kendi adıma ve bir çok kentli insan adına konuşuyorum, daha pahalı olduğunu bile bile et, tavuk ürünleri gibi gıda maddelerimin çoğunu, sadece süpermarketlerden alırız. Çünkü onlar bana daha çok güven veriyorlar. Onların sağlık denetiminden geçme ihtimalleri daha fazla, oradan alacağım etin kaçak kesilmis sağlıksız bir et olma ihtimali daha az. Bunun yanında üretici ve distribitörlere karşı da “bargaining power”’ları (pazarlık güçleri) var, bakkallardan daha uzun vadeli ve daha ucuza ürün alabiliyorlar. Bu distibütörlerin de işlerine gelebilir pekala. Teker teker binlerce bakkalı dolaşıp mal satmanın ve sonra o malların ücretlerini toplamanın külfetindense tek bir yere binlerce mal satıp daha garanti olan paralarını almayı tercih edebilirler.

Peki, uzunca anlattık, bakkallar ne yapsın o zaman? Kepenk kapatıp gitsinler mi? Tabi ki hayır. Kendi bacaklarından asılsınlar, siyasilerin kendilerine rant vermesini talep edip durmasınlar. Süpermarketler nasıl ki kendileriyle haklı rekabet içinde iseler onlar da kendilerinin ve rakiplerinin güçlü ve zayıf noktalarını görsünler ve rekabete girişsinler. Bakkalların müşteriyle birebir ilişki içinde olmak gibi, müşteriye daha yakın olmak gibi, çalışma saatlerinde daha esnek olmak gibi, kimsenin yapmayacağı şekilde müşterilerine kredi açmak gibi kabiliyetleri var, onları kullansınlar. “Seven Eleven” tarzı satış yapsınlar. Zaman ve mekan avantajlarını kullansınlar yani.

Ama ne olur gidip sağlıklı, güvenli, kayıt içinde alışveriş yaptığımız süpermarketlerimize dokunmasınlar. Lütfen iktidar olsun, muhalefet olsun, bürokrat olsun, yönetici erklerde söz sahibi olanlar her yol ayrımına geldiklerinde birilerinin çıkarlarına hizmet eden ama toplumun genelinin zararına olan yasaklayıcı davranış ve uygulamaları seçmesinler.

2 Yanıt “Süpermarketler ve Süper Bakkallar”

  1. hasan mert demiş

    bu yazıyı desteklememek mümkün mü? İtiraz edilebilecek bir virgül bile yok. Hislerime tercüman oldunuz, teşekkürler. İnşallah Sn Bakan Çağlayan da okuyordur. Yasaklamacı, rekabeti bozucu “kanun” devleti olmaktan çıkarmak için iktidara gelenler, gücü elde edince sarhoşluğa kapılıp saçma sapan kanun tekliflerini gündeme getirirlerse halk en büyük tokadı vuracaktır kanaatindeyim. “Süpermarket” gibi günlük yaşamın çok içerisinde ve toplumun tamamını etkliyen “hayati” bir konuda dayatmacı bir kanun çıkarsa, bu halk ile iktidarın “boşanma ilamıdır”. E hodri meydan!

  2. [...] konu geçen sefer gündeme geldiğinde (3 yıl önce) yazdığım yazıya link vereyim dedim. 3 yıl değil, 300 yıl da geçse konudaki fikrim sabittir bu arada. Liberallere [...]

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>