nesebin kurusun
Yazan: denememeler Mart 14, 2006
[* 2005- eylül *]
Nesebin kurusun!
(bu kitap miras kavgası yüzünden kardeşlerini, dayısını, amcasını, annesini bacısını kaybedenlere, nesebini kendi kendine kurutanlara ithaf edilmiştir. )
Tarla, üzerinde sürüm yapılan şeye denir diye bilirim ben. Hayatımdaki tek tarlaya girmişliğim, Mut’un bir yazında, o güneş altında termometreler patladığı için sıcaklığın ölçülemediği yazlardan birindedir. Girmiş, zannederim bir Şahin’in kasasını dolduracak kadar patlıcan, domates, biber toplamıştık. Tarla sanki içinden hiç bir şey eksilmemiş gibi duruyordu. Tarlanın ekilebilir alanının ancak onda biri ekilmişti, ve akrabalarımız bize onu cömertce içinden istediğimiz kadarını almamız için sunuyordu. Tarla olanca anaçlığıyla bizim gözümüzü doyuruyor, sonra da bize meydan okurcasına yine dopdolu, yine dipdiri duruyordu. Tarla, işte böyle, hepsi kullanılmayan, satılsa para etmeyen, ancak ekilip dikilirse, üzerinde tepinilirse, kendisine umutla bakılırsa para eden birşeydi. Tarla, topraktı. Toprak, anamızdı. İşte biz bunu, öldüğümüzde zaten bol bol üzerimize örtülecek, gırtlağımızı dolduracak, gözümüzü doyuracak olan şeyi, toprağı bölüşemedik.
İşte biz nesebimizi böyle kuruttuk.
Sene 2005. Babannem öldükten sonra
{işte böyle bam diye yarıda kalmış bu yazı, devamını bulamadım, ama en az 10 sayfa yazmıştım. bulursam yayınlarım yine }