Emperyalist şirket defol!
Yazan: denememeler Mart 14, 2006
{2002 – yaz}
Yemekhanede otururken biri erkek diğeri güzel olan iki arkadaş yanımıza gelip “Yarın emperyalist şirketi defetmek için bir eylemimiz olacak, siz de katılmak istemez misiniz” dedi. Ben de emperyalist ne demek diye sordum. Anlattıklarına göre emperyalizm kapitalizm demekmiş. Kapitalizm de Amerika gibi ülkelerdeki burjuvanın ülkemizdeki işbirlikçi satılık sermaye sahipleriyle birlikte ülkemizin özkaynaklarının sömürmesi, ülkenin emperyalist amerikan petrol tekellerine peşkeş çekilmesiymiş. Birlik olmalıymışız, kendimiz için değil halkımız için çalışmalıymışız. Özelleştirmeye hayır, kahrolsun IMF, Derwish go home ve yaşasın sosyalizm – tekyol devrim….miş
Evvela, bre Ebu Cehil, emperyalizm demek kapitalizm demek değildir. Emperyalizm ile imparatorluk aynı kökten gelir. Emperyalizm, kendi milletinden başka milletlerin yönetimini elinde bulundurma arzusu, şevki, talebi ve de uğraşı içinde bulunma durumudur. Kapitalizm ise kurallı piyasa ekonomisi ve hayat, hürriyet, mülkiyet haklarının sağlanmasıdır. Kapitalist olan bir ülke aynı zamanda emperyalist de olabilir. Kapitalist olmayan bir ülke de emperyalist olabilir. Kim Orta Asya’yı ve Doğu Avrupa’yı yutan, becerebilseydi Afganistan ve hatta Kars’ı, Erzurum’u da alacak olan SSCB’nin emperyalist olmadığını iddia edebilir? Bu konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Kapitalizm ve emperyalizm farklı kavramlardır ve emperyalizm her zaman kötü sonuçlar doğurmayabilir. Hindistan, bunun bir örneğidir- ama bu başka bir yazı konusudur-.
Saniyen, şu sömürü meselesi… Eğer sizin ülkenizde işgücü gibi faktörler ucuzsa yabancı sermaye üretimini kendi ülkesinde yapmaktansa sizin ülkenizde yapmayı tercih edebilir. Bunun adı sömürü değildir. Ülkenize gelen her yabancı sermaye daha fazla istihdam demektir. Daha fazla yatırım demektir, uzun vadede daha yüksek ücretler ve daha eğitimli işgücü demektir. Uluslararası meselelerde ülkenize yatırım yapan uluslararası şirketler sizin yandaşınızdırlar. Onların getirdiği paralarla krizleri daha kolay aşarsınız. Bu saydıklarım yabancı sermayenin evsahibi ülkeye kazandırdıklarından ilk aklıma gelenler. Kanaatimce yabancı sermaye kovulması ve korkulması değil davet edilmesi ve kolaylık sağlanması gereken bir kavramdır. Lakin bu apaçık gerçeği sermayenin değil yabancısından yerlisinden bile nefret eden bir kesmin görmesini beklemek en hafif tabirle saflıktır.
Salisen, (bu türkçesi bir iki üç, cavurcası un dos trest olan şeyin arapçası evvela saniyen salisen-miş…) bu petrol sektörü ne mene bir sektördür ki tekelleri vardır? Tekel dediğimiz şeyden her piyasada en fazla bir tane olur. Yani eğer iddia ettikleri şey varsa bile bu tekeller değil tekel olmalıdır. Tanım bunu gerekmektedir. Kaldı ki ABD’de çok katı –bence fazla katı- anti tekel yasaları vardır. Tekellerin bırakın sömürülerine, varolmalarına bile imkan tanınmamaktadır. Microsoft’u –belki de haksız bir şekilde- ikiye bölenler herhalde bunu Microsoft’un 3. dünyayı daha kolay sömürmesi için yapmadılar. Yine de içinde bulunduğumuz “İsmin ne? Reşit. Kendin söyle, kendin işit” ortamında bunu kollektivistlerin anlamasını beklememek lazımdır.
Salisen, artık dünyada özelleştirmenin tartışıldığı bir ülke kalmadı sanırım. -Afrika kabile devletlerini tenzih ederim- Ekonomik sorunların ekonomik ayak oyunları ile çözülemeyeceğini anlamamız lazım. Kamu bankaları oldukça başlarına Mevlana bile geçse yolsuzluk olacaktır. Mal ve hizmet üretimini özel mülkiyetin daha iyi yaptığı aşikardır ve özelleştirme sorunu sadece ekonomik bir sorun değildir. Sorun biraz da zihniyet sorunudur. Tek yolu devrim , sermayeyi öcü zanneden zihniyet tabi ki derwish’i yollamayı çözüm zennedecek, devletleştirmeyi özelleştirmeye sefaleti zenginliğe tercih edecektir.
Çocuğa baktım. Bildiklerimi ona aktarsam dahi anlamak istemeyeceği belliydi. “Bakarız” dedim “Ama söz vermeyeyim”
(Bir arkadaşım da ODTU’deki MC Donald’s defol eylemlerine Burger King’in sponsor olduğunu iddia ediyor. Kimbilir…)