Bankalar olmasa ne olurdu?
Yazan: denememeler Mart 14, 2006
[2005]
Banka nedir? İçine girip tüketici kredisi, taşıt kredisi aldığınız şeye banka denir, değil mi. Sokaklarda stand kurup size kredi kartı dağıtan(mı yoksa satan mı diyelim), bu kredi kartlarına uçuk nakit ve alışveriş limitleri koyan, alıverdiğimiz malların ve hizmetlerin yekunundan bize azıcığını ödettiren, 5 ay bize saltanat sürdürdükten sonra azıcıklar kocaman olunca ödeyemezsek zart diye parasının hepsini geri isteyen şeydir banka. Mantıksız bişiydir yani. Kocaman olan azıcığını ödeyememişken enormous (enormous ne ya? Devasa diycektim. Kahrolsun amerikan kültür emperyalizmi. Derwish go home , Cotarelli defol – hehehe eski toprak komunistiz biz. Buralar dutlukken 6. filoyu kovdum olum ben bu sahillerden. Ne diyoduk ya? Hah…) borcun hepsini nasıl ödeyelim, üzerimize avukatları salan, bizim donumuz dahil herşeyimize el koyan şeydir banka. Yakın zamanda konut kredisiyle kira öder gibi ev sahibi olmamızı sağlayan şeydir banka. (tabi ki Güniz Sokak’ta kira öder gibi Etlikten ev alabilirsiniz, Quenns’de kira öder gibi de Protokol Yolu’ndan) Çok da çeşidi olan şeydir banka. Özeli var devleti var, devlet yönetimine devredilmiş özeli var, devlet gibi takılan özeli var, özel taklidi yapan devleti var; mevduat toplayanı var yatırım yapanı var, var oğlu var.
90’larda deliler gibi büyüyen, yıllardır Dolara ve Marka yüksek faiz ödeyen, 2-3 yılda 20 tanesinin sapır sapır tepemize “mevduat garantisi” olup, “bonodan mevduata dönüp” yağan verginin diğer adıdır Banka. Yürümediği görülünce birleşmeye çalışan, yabancı ortak aramaya dökülen, düpedüz ellere satılıp isim değiştiren, 8-10 tanesi birleşince bir tane olamayan şeydir banka. Türkiyedekilerin hepsini toplayınca orta büyüklükte bir avrupa bankası olan şeydir banka. Denetimleri gece saat 5’lere kadar süren şeydir Banka, içine girilince içinizi yakan, dışında durulunca dışınızı yakan, sıyırıp geçmeyi deneseniz delip geçen şeydir Banka. Devredilmesi düşünülen amma ve lakin tepe’den seken yardım ve emeklilik sandıklarıdır, BASEL II’dir son günlerde.
Bankalar olmasaydı ne olurdu? (evinizde 84 ekranTV ve 3 tane 84 ekran TV parası kadar borcunuz olmazdı muhtemelen:) İlk önce her şehrin merkezindeki her yeri saran bol camlı, içinde ilk girişte Kayseri Komandoda askerliğini yapmış kel ve göbekli amcaların güvenlik niyetine durduğu; içeri biraz daha girildiğinde 20’li yaşlarını ya da 30’larının ilk zamanlarını geçiren büyük çoğunluğu hafif makyajla oldukça güzel tellerlar kadınların ve illa ki beyaz gömlek kırmızı kravatlı zayıf düz saç kesimli operasyoncuların; – nedense asla çıkamadığımız – üst katında ise çok daha güzel ve içten (pazarlıklı) pazarlamacıların bulunduğu banka şubeleri olmazdı. Artık Tunceli Erzincan karayolunda dahi bulunan ATM’ler olmazdı. Kimsenin Gold kartı, premium kartı, uçtukça mil kazandıran “alışveriş yap ve kilometre” kartları olmazdı. 6 milyon eski türk lirasına aldığım kulaklığı 18 taksite böldürmek gibi bir gebeşlik yapamazdım mesela (kulaklık yok oldu gitti borcu baki kaldı yadigar) TV’lerdeki reklamlar o kadar azalırdı ki Ulusal kanallarda film seyredebilirdik. Mecidiyeköy’den Esentepe’ye giden Eski Büyükdere Caddesi ve onu dik kesip 4. Levent’e giden Büyükdere Caddesi’ndeki en küçüğü 25 katlı plazalar, gökdelenler olmazdı. Oraları araba tamir atölyeleriyle dolu olurdu.
Öyle mi olurdu gerçekten? Oralar araba tamirhanesi mi olurdu? Düşünelim şimdi Arabanın bozuluncaya kadar geçirdiği süreci (toparla gel) Araba Bir İsveç arabası olsun (niye Türk arabası olsun canım, benim işim Türk sanayiini güçlendirmek değil, ithali ikame etmek değil, ihracata yönelmek değil. İsveç arabası olsun) Şimdi, siz İsveçli araba üreticisi olun diyelim. Kabaca bir fabrikanız (sermayeniz demeyelim şimdilik), yeterli ekipmanınız, hammadde ve işgücünüz, dizaynınız olmalı. Bunlar sadece arabayı yapmak için gerekli. Fabrikayı Menkul kıymetler piyasasından filan para toparlayıp yaptınız diyelim (bankanız yok borsanız var. Aferin) Hammaddenin biri, mesela lastik Tayvan’dan gelmek zorunda kalsın. Lastik gelmek zorunda kalmaz getirilmek zorunda kalsın.Ya da lastik Tayvan’dan ithal edilmek zorunda kalınsın. Hayır Tayvandan Lastik ithal etmek gereksin (çok şükür rabbime, writer’s block’a girmekten son anda kurtuldum) Tayvan’dan Lastik almak için bir gemi dolusu adamı iki tarafın da kabul ettiği para biriminden 10 kamyon dolusunun yanına doldurup Tayvan’a göndereceksiniz. (Adamlar parayı korumak için tutulmuş İsviçreli paralı askerler) (e bankalar yok İsviçreliler ne iş yapıyor zannediyorsunuz?) (durun daha bunlar iyi günleriniz, paranız var
Onlar gerekli Lastikleri oradan alıp gelecekler. (ya, dış ticarette muhbir banka vs’nin, garanti mektubunun yaptığı iş olmazsa öyle gemilerle etrafa para ve adam salmanız gerekir.) Arabayı yaptınız. Ne mutlu sizlere, şimdi satacaksınız o arabaları ki paranız olsun, eve ekmek ve tuz götürün. Ne olacak? Önceki geminin içine adamları ve arabaları doldurup dünyanın dört bir yanına göndereceksiniz, onlar arabaları satacak, herkes tarafından kabul edilen ortak para birimlerini alıp eve getirecekler, size verecekler, siz de gemilerle size meyva getiren Şilililere bu ortak para birimini verecek, meyvaları afiyetle çorunuzla çocuğunuzla yiyeceksiniz. Bu arada Mesela İstandul’da sizden araba alan adam ne yapacak da o arabayı bozacak da 4. Levent’teki Metronun ordaki tamirciye arabasını düzelttirecek? Tabi ki arabasını kullanacak da bozacak değil mi… Evet. Nasıl kullanacak? Benzinle. Benzin nerede? Arabistanda. Arabistandan yine gemilerle binlerce arabın korumasında İstanbul Limanı’na getirilmiş petrolu peşin peşin alıp da işleyecek adam bulunacak da o petrol işlenecek de Benzin yapılacak da Petrol istasyonlarına taşınacak da (ki işler hep ya peşin para ile, ya da kişisel borçlarla işleyecek. Ben senin yerine borcunu ödeyeyim, sen 3 fazlasını bana 5 ay sonra öde diyen kurumsal bankalar yok çünkü ortada) Araba sahipleri Petrolü alıp gezecekler de üstüne bir de arabalarını bozacaklar (Hem de isveç yapımı son model arabalarını) o iş yaş biraz. Büyükdere caddesinin etrafı boş kalacak bence, Esentepe de esip duracak.
Şimdi, yukarıdaki parantezlerle dolu uzuuun paragraftaki bütün “para” kelimelerini silin, yerine altın, gümüş gibi yerden kazınca çıkma ihtimali olan, nereye gideceği belirsiz, kuru belirsiz değerli taşları ya da düpedüz takası koyun. Ne oldu? Zaten yarım yamalak işleyen sistem hiç işlemez oldu değil mi. Ama bunu yapmak zorundasınız çünkü günümüzde ister dünyaca kabul edilsin, ister edilmesin, ister değeri sabit ve göreceli yüksek, ister değeri oynak ve görece düşük olsun bütün paralar “banknot”tur ve bu paralar bankaların icadıdır. Bankalar olmasaydı bu paralar da olmazdı. (adı üzerinde bank – note ) Lütfen cingözlük yapıp “Banknotlar yoksa bozuk paralar da mı yok, onları kullanırdık” demeyin, günümüzdeki bozuk paralar da banknottur. Bunun niye olduğunu da burada anlatamam, aslında anlatırım da canım istemiyor. Bir zahmet siz düşünüverin nedenini, nasılını.
İnanın bana, Bankalar olmasaydı Ekonomi denen şey olmazdı. Ticari faaliyet ve üretim bugünkü seviyelerine asla ulaşamazlardı. Sizin Sanayi Devrimi, sanayileşme, kalkınma dediğiniz şeye bir bakın, hele ki Kıta Avrupasında ve Japonya’da bu tamamen Bankaların gelişim ve büyüme sürecidir.
Hele ki şu son söyleyeceğime iyice kulak verin: Bankalar öyle haydiñ (buradaki tilveli nuna dikkat isterim) kalkın kuralım denilip kurulmuş şeyler değildir. Dünyanın dört bir tarfında eş zamanlı keşfedilip serpilmiş araçlardır. “Ekonominin kendine gerekli araçları ortaya çıkarma gücü vardır” ve bankalar bu yaratılmış araçlardan biridir. (banka kelimesi İtalyanca Bank’dan gelmektedir. Tefeciler banklarda oturur para alır satarlardı. O yüzden bankaların adı bankadır. Eğer bir tefeci iflas ederse alacaklılar üzerine saldırır adamın bankasını kırarlardı. İngilizce bankruptcy de buradan gelmektedir. ) Eğer Bankalar olmasaydı, ekonomi ne yapıp edip Bankalık yapan birşeyler ortaya çıkarırdı. Eğer Bankalar olmasaydı ismine banka demediğimiz bankalarımız olurdu. Yani okurlar işin aslı, eğer bankalar olmasaydo da bankalarımız olurdu.
sinan demiş
ödev
bankalar demiş
Bankalar olmasaydı toplumda huzur diye birşey olmaz, suç oranları artardı. Tefeciler artar, banka vazifesi görürlerdi.
saf demiş
yaa artık bunlar idare eder nabıyım aslında ödevim bu değil ama yine de boş gitmektense yanlış yapıpta gitmek daha iyi bunu bulduğuma şükrediyom
saf demiş
yaa
apaci demiş
yine de iyi
bunu bulduğuma şükrediyom