Malum ülke olarak bir türlü seçim havasına giremedik. Sanırım vatandaşlar da adaylar da hem gündemin bazı başka konularla dolu olmasından “hem de seçsek –seçilsek ne olacak ki? Anayasa Mahkemesi üyesi veya YÖK üyesi seçimi değil ki bu sadece milletvekili seçimi” şeklinde düşünmelerinden olacak, seçimi kişisel gündemlerinin ilk sırasına çıkartamadılar. Lakin yavaş yavaş da vaatler gelmeye, tabiri caizse ulufe seviyeleri açıklanmaya başlandı.
CHP, bilmeyenler ya da bu tantanada unutanlar için hatırlatayım, ülkemizin ilk partisidir. 1946 yılına kadar seçimlere tek parti olarak girmiş, hepsini de kazanmıştır. (hem de 1934’den sonra kadınların da oy kullandığı seçimlerde. Tek parti varken kadınların, çocukların ya da ağaçların oy kullanması neyi değiştirecekse) 1946 yılında ilk çok partili seçimlerde de seçimi kazanmış olmakla birlikte (en çok oyu almış demedim, seçim kazanmış dedim) o tarihten sonra bir daha tek başına iktidar olabileceği şekilde bir seçim kazanamamıştır.
CHP, son seçimlerde kampanyasını “öcü geliyor” ana teması üzerine kurmuş ve yaklaşık yüzde 20 oyla milletvekillerinin yine yaklaşık yüzde 33’ünü alarak bence başarılı bir seçim geçirmişti. Bir önceki seçimlerde barajı aşamadığını da hatırlatmakta fayda var. CHP, elinde olsa varolan durumu korumak isterdi. Seçim barajının olmadığı veya etkisizleştiği bir ortamda meclisin 3’te birine sahip olamayacağının bilincinde. Amma ve lakin her zaman işler CHP’nin istediği gibi gitmiyor, belli aralıklarla seçim yapmak icabediyor. (ve CHP buna sanki yavaş yavaş alışıyor)
İşte bu CHP, hep “öcü geliyor” diyerek oy aldığı için eleştirilmekteydi, ama buna bir son verdi, seçim vaatlerini açıkladı. CHP’nin internet sitesinden indirilebilen renkli ve büyük fontlarla yazılmış “Pusula 07” adında bir vaatler dosyası var. Bu dosyaya buyrun, biraz yakından bakalım: (parantez içerisindekiler benim yorumlarım)
* Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 4′e, enflasyon yüzde 5′e çekilecek. Büyümede hedef yüzde 6′ın üzeri, işsizlikte ise yüzde 7′nin altı. (cari açığın vaat olduğunu da ilk kez gördüm. Vatandaşın cari açıkla dertlendiğini sanıyorlar galiba gerçekten. Enflasyon hedefi belirlemeleri ile Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saygı duyacaklarını belirtmeleri de tezat oluşturmuyor zaten. )
* Ziraat Bankası’nın tarım ve hayvancılık sektörüne finansman sağlayan bir kamu bankası olarak etkin ve özerk bir yapıda görevini sürdürmesi sağlanacak. (yani diyor ki özelleştirmeyeceğiz, özerkleştirmeyeceğiz ,içeriye adamlarımızı doldurmaya, zararına kredi vermeye, seçim dönemlerinde kredileri ertelemeye devam edeceğiz)
* Halk Bankası’nın esnaf ve KOBİ’lerin ulusal ihtisas bankası olarak etkin ve özerk bir yapıda görev yapması sağlanacak. (Ziraat yetmezse diye bunu yedekte tutacağız. Oradan kredi alamayan yandaşlarımıza buradan vereceğiz)
* Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak. Esnaf ve sanatkarlar ile ücretlinin gelir vergisi oranı diğer dilimlerden 5 puan düşük olacak.(hiç açık değil. Sabit oranlı bir vergilendirmeyle de az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınır. Sanırım kastettikleri halen var olan gelir yükseldikçe vergi diliminin artması.)
* AB uygulamalarına paralel olarak halen yüzde 18 oranında KDV’ye tabi çeşitli sektör ve alanlarda KDV oranları gözden geçirilecek. (güzel demiş de ne demiş aslında? KDV oranlarını AB’ye uyumlu hale getireceğiz.)
* Kayıtdışı ekonominin GSYH içinde yüzde 50′ye ulaşan payı, 5 yıl içinde önemli ölçüde azaltılacak, orta vadede AB ülkeleri düzeyine çekilecek. (sadece teknik bir yanlışı düzelteyim. 5 yıl zaten orta vadedir. )
* Araştırma ve geliştirme çalışmalarına her yıl GSMH’nin yüzde 0.60′ı (2008 yılı için 3.4 milyar YTL) oranında doğrudan nakdi destek sağlanacak. (Oh, bol buldun harca. Bu harcamaların kaynağının ne olacağı hususuna geleceğiz)
* Her yıl çiftçiye tarım ve hayvancılığa GSMH’nin yüzde 2’si oranında yani bugün uygulanmakta olanın 2 katı düzeyinde tarımsal destek sağlanacak. (Kimin kesesinden? Tarım sektöründe çalışmayanların. Neden? CHP iktidar olsun diye. Oldu. )
* Çiftçilerin TEDAŞ, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçları ödeyebilecekleri şekilde yeniden yapılandırılacak. (TEDAŞ’ın ve Ziraat Bankası’nın zararlarını kim karşılayacak? )
* Yüzde 1′den düşük faizli konut kredisi olanakları geliştirilecek, 100 metrekareden küçük tek konutu olanlar Emlak vergisi’nden muaf tutulacak. (Nasıl? Bankalara faiz oranlarını düşürmeyi zorunlu mu tutacaksınız? Faizin üst kısmını devlet mi ödeyecek?)
* İzmir, Ankara, Adapazarı-Afyon-Antalya, Ankara-Samsun, Bursa-Balıkesir-İzmir bölünmüş yolları süratle tamamlanacak. (Bölünmüş yol lafı dahi AKP’nin icadı. Kimin malını kime satıyorsun diye sorarlar adama)
* Prim gün sayısı 7 bine düşürülecek. 2008 itibariyle yüzde 30′a çıkan ve emekli aylığından kesilen destek primi tekrar yüzde 10′a indirilecek. (Hah bak bu tam oldu. Prim ödeme gün sayısının düşürülmesi diye bir şey yok. Zaten 7000 idi, yeni sosyal güvenlik yasası ile kademeli olarak 20 yılda 9000’e çıkarılacaktı. Çünkü yıllık sosyal güvenlik açığı 25 katrilyon eki liraya çıktı, giderek de artmakta bu açık. Bir şeyler yapılmalıydı. Bu açığın çıkmasının sebebi de yıllar önce yine bir seçim yatırımı olarak kaldırılan emeklilikte yaş sınırlamasıydı, insanların 40 yaşında “yaşlılık sigortası”ndan faydalanmaya başlamasıydı. Erken emekliliği özendirmemek için konulan destek primini kaldırmak, emekli aylığı haketmek için gerekli olan prim ödeme gün sayısını 7000’de tutacağını açıklamak tam anlamıyla popülist olmuş, memleketin köküne kibrit suyu dökeceğiz demekle aynı kapıya çıkmıştır)
* ÖSS kalkacak (Hadi buyur. Hiçbir şey demiyorum.) CHP’ye bu yapacakları için kaynağı nereden bulacağı sorulduğunda Türkiye’nin yılda 50 milyar dolar faiz ödediği cevabını vermişler. Faizleri ödemeyecekler mi, moratoryum mu ilan edecekler, yoksa bu yanlış politikalarına rağmen faizin düşeceğini mi sanıyorlar, ya da faiz oranlarından memnun kalmazlarsa Anayasa Mahkemesinin faizleri düşürebileceğini mi sanıyorlar, bilmiyorum. Bildiğim, CHP’nin de bildiği, herkesin bildiği, CHP’nin iktidar olamayacağı, olamayacağını bildiği için de işkembe-i kübradan kolayca salladığı. Gelecek yazıda iktidara gelme ihtimali olduğu için vaatlerinde daha dikkatli olması gereken AKP’yle ve bırakın iktidarı, barajı aşması şüpheli partiler olan MHP, Genç parti ve Demokrat Parti ile devam edeğim.